YİNE SÖYLEŞTİK. KONUMUZ KATILIMCILIK OLDU

Derneğimizde komşularımızla buluşup bir başlık hakkında söyleşmeyi 27 Mart Pazartesi günü de sürdürdük. Bu kez katılımcılığı ele aldık. Söyleşinin bu defaki kolaylaştırıcısı konuşkan komşumuz Sinan Kayalıgil sözü katılımcılık konusunun neden seçildiği ile açtı. Her insanın arzuları olduğunu ama arzuların yerine getirilmesinin başkasına bırakılamayacağını, bunu en iyi anlatan atasözlerimizden birinin “El elin eşeğini türkü çığırıp arar.” olduğunu söyledi. Söz alan komşularımız “Bir elin nesi var, iki elin sesi var.” gibi beraberliği övenlerin yanı sıra, “Her koyun kendi bacağından asılır.” gibi bireyciliği çağrıştıran sözlerimizin de bulunduğunu vurguladılar.

Katılımcılığın ne olduğu konusunda dört ilkeye dikkat çekildi: açıklık, hesap verme, gücü paylaşma hakkı ve gücü paylaşmada fırsat yaratılması. Katılımcılığın, karar sürecinde yer almak demek olduğu ve kararların sonuçlarının takibinin önemi vurgulandı. Katılım ile bilgi arasında karşılıklı bağ olduğu söylenince, bir komşumuz bilginin fikir üretmek için gerekli olması nedeniyle bu bağlantının öneminin altını çizdi. Kolaylaştırıcı, mahallede yaşanan bir parkın inşaatındaki gelişmelere yerinde göz atmak isteyen komşumuzun, inşaat alanına dahi yaklaştırılmayıp “Geldiğin yerden geri dön amca!” diye yüz geri edilmesini, katılımcılık sıkıntısı örneği diye aktardı. Yerel yönetimden yetkililerin mahalleliden, isteklerini listeleyip vermelerini beklemesinin katılımcılık için bir anlamı olmadığının altının çizdi. Böyle yapılarak katılımın en büyük olumlu yanı olan rıza ve sahiplenmenin gerçekleşmeyeceği belirtildi. Başka olumlu yanlar arasında çeşitliliğin temini ve sorunların yerinde anlaşılmasını saydı.

Sonra katılımcılık örnekleri gündeme getirildi. Ülkemizde Çevresel Etki Değerlendirme sürecinde, resmen gerekli görülürse yapılan Halkın Katılımı Toplantılarının göstermelik uygulama sayılabileceği anlatıldı. Ama Brezilya kenti Porto Alegre’de Katılımcı Bütçe, Venezüella’da altyapı yuvarlak masa buluşmaları, Hindistan’da sayısı binleri bulan ve kararları adım adım üst meclislere aktarılan köy düzeyindeki kurullar, başarılı örnekler olarak sunuldu. Türkiye’den Bursa Nilüfer Belediyesi Kent Konseyi’nin Mahalle Komiteleri bir katılımcılık örneğidir denildi. Kent Konseyinde bu süreçlere özgü çalışan 13 kadrolu belediye çalışanı olduğu aktarılınca, komşulardan biri bu kadrolar için bütçede ödenek bulunup bulunmadığını sordu. Özel olarak ödenek ayrıldığı bilgisi verildi ve bir başka konuk da bu çalışanların uzman gruplarda kolaylaştırıcı rolü oynadıklarına dikkat çekti. İster istemez söyleşi ilçemiz Çankaya’ya yöneldi. Bizim de bir Kent Konseyimizin bulunduğu, faaliyetin kadrolu 1-2 çalışkan eleman ile yürütüldüğü ve Yürütme Kurulu’nun son toplantısından bu yana birkaç ay geçtiği konuşuldu. Çankaya Kent Konseyi’nin yakında büyük hamleler yapmasının umulduğu, belediyemize duyulan güvenle vurgulandı.

Son olarak, her toplumsal uygulama gibi katılımcılığın da, zayıflıkları, olumsuzluk yaratabilen yanları olduğu anımsatıldı. Bunların başında, gerçekçi sayılamayacak fikirler öne sürenlerin etkilemeleri, siyasal partilerin el uzatmaları, seçilmiş yöneticilerin tavrına fazlasıyla bağımlı olma, dar kapsamlı çalışmanın sürdürülebilirlik sıkıntılarına karşılık, geniş kapsamlı çalışmanın teknik uzmanlara mahkûm olması gibi açmazlar sayıldı.

Verilen ev kurabiyesi-çay arası ile iki saate yakın süren söyleşiden, komşular ve mahalle dışından gelen konuklar, derneğimizin her buluşmasında olduğu gibi yine memnuniyet ifadeleriyle ayrıldılar.

M.Sinan Kayalıgil

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir