SÜS TAŞLARI

İNCİ

Süs taşları arasında, bir canlı tarafından yaratılan tek mücevher, incidir. Yumuşak ve tatlı pırıltısıyla, hemen her dilde güzellik ve yüksek değerlerle eş anlamlı bir sözcük olarak kullanılır. Zaten Türkçe de, az bulunan niteliklere sahip, temiz ve iyi yürekli insanlara da, inci gibi denir. İnci başta istiridye, tarak ve bazı midye türlerinin içinde oluşur. Bazen midye tava yediğinizde ağzınıza sert bir cisim gelir, siz de onu dişinizle çıtırdatarak yersiniz, işte dişinizle kırdığınız o şeyler birer inci tanesidir..! İnciyi üreten yumuşakçaların, genel bir tanımını önceki sedef yazımda yapmış ve dış kabuklarını, yani evlerini nasıl yaptıklarını anlatmıştım. İşte bu yumuşakçalardan istiridye, tarak ve bazı midye türleri, vücutlarının içine giren yabancı maddeleri (kum ya da kabuk kırıklarını), zararsız bir duruma getirmek için, çevresinde sedef bir kılıf oluşturur. Böylece vücuttan soyutlanan o yabancı madde, zamanla kalınlaşan ve çeşitli katmanlardan oluşan yuvarlak bir biçim halini alır. İşte daha çok istiridyeler içinde gelişen, bu çok katlı kılıflar sedef katmanlarıdır. İnci ise bu katmanların tümünün, küresel bir hale gelmiş biçimidir…

Hayvanın vücuduna bir kum tanesi, bir parazit ya da bir kavkı parçası girince, hayvan kendisini korumak için bu parçanın etrafında ve o parçayı örten sedef bir kaplama oluşturur. Bu sedef kaplamanın, defalarca tekrarlanması sonucunda ise, küresele yakın inci meydana gelir. Tam küresel inci ise, ender olarak oluşur ve doğal olarak böyle inciler daha pahalı olur.

Özetle inci sedeften yapılmış olup, sıcak ve ılıman bölgelerin denizlerinde yaşayan yumuşakçaların, kabuklarının içinde ya da hücre duvarlarında bulunur. Çinliler günümüzden yüzlerce yıl önce, istiridyelerin içine konan kum ve kabuk kırıklarının üzerinin, sedefle kaplandığını keşfetmişlerdi..! Onların bu bilgi ve deneyiminden yararlanan Japonlar 1800’lü yıllarda, istiridyenin kendi ürettiğinden daha çok ve daha ucuz, inci elde etmenin yollarını buldular ve geliştirmeye başladılar…

Günümüzde uzak doğuda, içinde inci meydana gelen istiridyeler (yumuşakçalar), özel çiftliklerde yetiştirilerek kültür incisi üretilmektedir. Dünya piyasasındaki talebi karşılamak için bu yöntem, oldukça yararlı olmuştur. Bu yöntemle 3 ya da 7 yılda üretilen inciler, doğal olanlarından kolay ayırt edilememekte, gerçek inci olarak kabul edilmektedir. Üretilen bu kültür incilerini, ancak deneyimli bir göz, yani bir uzman doğal olanlarından ayırt edebilir..

Kültür incisi elde etmek için, ufak ve yuvarlak sedef parçaları, canlı istiridyenin içerisine yerleştirilir. Sonra bunlar dibe serili ağdan yataklar üzerine indirilerek, orada 3 ya da 5 yıl süre ile bekletilir. Geçen bu sürede istiridyenin içinde inciler oluşur. Bu inciler sayı olarak çok olmasına karşın, gerçek inciler kadar değerli değildir..! Bugün kültür incisi üretimi Japonya’da büyük bir sanayi kolu haline gelmiştir…

Doğal ve iri taneli inci, az ve zor bulunur. Çıkarılanlar arasında değerli olanı oldukça azdır. Bir incinin değeri, göz alıcı doğal pırıltısının yanı sıra, kendine özgü şekliyle de ölçülür. İncinin rengi ve parlaklığı, alttaki sedef katmanlarının ışığı yansıtma ve kırmasıyla oluşan ilginç bir olaydır. Çok değerli bir incinin belirlenmesi için, ışığı yansıtmasının yanı sıra, yüzeyinin düzgünlüğü ve şeklinin de küresele yakın olması gerekmektedir.

Bir incinin rengi, istiridyenin cinsi ve içinde yaşadığı deniz suyunun içerdiği tuzun niteliği, suyun derinliği ve ısısıyla ilgilidir. İnci genellikle beyaz, fildişi, pembe ya da açık gül renginde, mavimsi ve hatta siyah olabilmektedir. Bunların içinde beyaz ve pembemsi renkte olanları, en çok olanıdır. Siyah inci ise çok az bulunduğundan, ayrı bir değer taşımaktadır.

İstiridye ve diğer yumuşakçaların oluşturduğu her inci, değer taşımaz. Değerli bir inci üretmek için, istiridye kabuğunun iç yüzeyini kaplayan sedef tabakasının parlak, düzgün ve temiz olması gerekmektedir. Bu niteliklerin en fazla bulunduğu tür ise, tropikal denizlerin ılık sularında yaşayan Pinktada İstiridyesi’dir.

Basra Körfezi’nin Arap Yarımadası kıyılarında, 2000 yıldan beri çıkarılmakta olan inciler arasında, çok değerli olanları görülmüştür. Son yıllarda Türkiye’ye, kaçak olarak getirilen bozuk şekilli incilerse, İran körfezinden çıkartılanlardır. Ayrıca Sri Lanka adasının Mannar Körfezi’nden beyaz ve gümüşsü, ABD ve Meksika’nın batı kıyılarından siyah inci çıkartılmaktadır. Avustralya, Güney Pasifikler, Venezuela ve Panama yakınlarındaki inci adaları da, inci çıkarılan bölgelerdir. Denizlerin dışında, ABD’nin Missisipi nehrinde yaşayan bir istiridye türünden de, tatlı su incileri elde edilmektedir.

Gelelim sahte inci yapımına. Küçük cam kürelerin üzeri, doğu esansı denilen yapışkan bir maddeyle kaplanır. Sonra sedefe benzeyen bir eriyiğe batırılır. Daha sonra bu cam küreler üzerindeki madde kurutularak sahte inci elde edilir. Bildiğim kadarıyla Mayorka’da (İspanya) kurulu bir fabrika, bu yolla sahte inciler üretmektedir. Fabrikayı gezen turistlerse, gerçek inci pahalı olduğundan, sahtesini dostları ve kendileri için satın almaktadır.

Bir incinin sahte olup olmadığını anlamak için, inciyi aleve tutmak yeterlidir. Aleve tutulan gerçek inci yanmaz. Sahte incilerin, üst kısmındaki parlak örtü hemen yanarak buruşur ve parlaklığı ortadan kalkar. Ama yine de sizin, oldukça yüklü bir para ödediğiniz  incinizi sınamak için, yakmaya kıyamayacağınızı sanıyorum..!

 

Cengiz KARAKÖSE
Jeoloji Yüksek Mühendisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir