OTİZM‘LE YAŞAMAK

Sanıyorsunuz ki yazımda Otizmle yaşamanın zorluklarından bahsedeceğim; ama yanıldınız. .Bu kez Otizmle yaşamanın ne kadar eğlenceli olduğunu, sürprizlerle dolu olduğunu ve size kattığı değerlerin ne kadar özel olduğunu anlatacağım.

Otizm’li özel bir çocuk annesi olmak  dünyaya farklı açılardan bakabilmektir Artık hayat siyah yada beyaz değildir size rengarenktir. Cenk ile birlikte hayata ve aile kavramına olan bakış açımız değişti. Önceleri etrafımızda bu konuda deneyimli insanların olmaması bizi tamamen yalnız hissettirmişti. Önümüzde iki yol vardı; ya ayrılıp farklı hayatlarda yolumuza devam edecektik, ya da birbirimize eskisinden daha yakın durup omuz omuza hayatın zorluklarını beraber göğüsleyecektik. Uzun ve meşakkatli bir sürecin ardından bu durum eşimle birbirimizi daha çok kenetledi.

Otistikler de tıpkı diğer çocuklar gibi hayattan zevk almak istiyorlar. Bunun için onların hayatı keşfetmelerine yardımcı olmak ve bizim rehberliğimize güvenmelerini sağlamak lazım. Sanırım biraz daha fazla yaratıcılık ve çokça empati kurma çabası gerekiyor. Ve galiba biraz da insanların senin çocuğunla kurduğun ilişki biçimi hakkında ne düşüneceklerine fazla aldırmamak…

Aslında otistik çocuklar bir anlamda ebeveynlerini geliştiriyor ve özgürleştiriyorlar.  Basit paylaşımların verebildiği büyük mutlulukları hatırlatıyorlar bize.  Belletilmiş, standart kalıplarla değil, kişiye özel yöntemlerle iletişim kurmak gereğini farkettiriyorlar.  Anlatmak için önce anlamak gerektiğini öğretiyorlar.   Öteki olabilmeyi, yerine koyabilmeyi, geride durabilmeyi” öğretiyor onlar insana   Sezen Aksunun dediği gibi.

Otizm ve oğlumdan öğrendiklerim, kendimi yeniden tanımlamama neden oldu, öyle ki benimde gerçek bir hiperaktif olduğumu bile Cenk’in teşhisinden sonra öğrendim… Düşünüyorum da, otizm hayatımıza girmeseydi, belki biz daha yalnız, sıradan bir ana-oğul olarak hayatımızı sürdürüyor olabilirdik. Oysa Otizmle hayat beş bilinmeyenli denklem gibi. Her basamağını çözdüğünde sonsuz doyum verir…  Ulaşım rehberimizdir o aynı zamanda…Yollar rotalar Cenk için vazgeçilmez olunca bir bakmışız gezgin olmuşuz.. Sanırım en çok mücadeleci yönümü ortaya çıkarmış olmasını seviyorum. Otizm hayatımıza girmeseydi belki de hayatım boyunca saklı kalacak yönlerimi ortaya çıkaramayacaktım. Otizmle geçen ilk yılın ağırlığının ardından, bütün hayatım boyunca aradığım, bilinçaltımda beni kemirip duran varoluş misyonumla da tanıştığımı söylemeliyim. Bu durum, beni hem mutlu ediyor, hem de sakinleştiriyor.En güzel yanlarından biride depresyona girecek vaktiniz olmuyor. Hep organize,   planlı, hesaplı olmak. Bu gerçekten çok yorucu. Kendinden başka birini, kendinden çok düşünme hali oldukça yıpratıcı, ki ben bir de özel durumumuzdan dolayı bu gerçeği duble yaşıyorum. Ama şikâyet etmemeyi öğrendim artık.

Son olarak da Otizm bir hastalık değil, farklılıktır. Toplumda var olan bu önyargının aşılması, otizmli aileler için kritik bir önem taşıyor. Otizmli çocuklarımızın olduğu gibi çevredeki tüm bireylerin farkında olması gereken en önemli detay,

“ bu dünya da yalnız değilsiniz! ”

 Cenk ‘in annesi
Müjdem Demet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir