MAYISA TAŞINMIŞ, NİSAN YAĞMURLARI

Elvan Akbay – Çamlık Sitesi

Severim Nisan yağmurlarını. Kim bilir belki bu yağmurlarla birlikte geldiğim içindir dünyaya. Yani Nisan çocuğu olduğum içindir belki…

Canlanışını severim doğanın; yenilenmesini, yeniden doğuşunu, rengârenk ve insana da güzellik katan kıyafetlere bürünmesini. Severim bu doğuma tanıklık etmeyi ve bu kıpırdanıştaki ayrıntıları incelemeyi…

Mutfak penceremin iki kanadından birini kapatmış olan yemyeşil yapraklar arasındaki leylak öbeklerini inceledim, bu sabahki Ankara yağmurunda, hiç kimsenin henüz uyanmadığı bir saatte. Ve leylakların biraz arkasında, pencerenin diğer kanadını süsleyen, adını bilmediğim, yeşilliğin üzerine kar yağmış görüntüsü veren bembeyaz minik çiçekleri seyrettim doya doya.

Ağırlaşmış her bir dal, her bir yağmur damlasının hakkını vererek. Etrafa yayılmış, savunma kokuları; fesleğenlerin yaptığı gibi. Hani elimizle karıştırırız ya fesleğeni, mis gibi kokusunu içimize çekmek için. Oysa o sırada fesleğen savunmaya çalışır kendini ve o çok beğendiğimiz kokusunu bırakır, dokunmayın bana dercesine. Bilmez ki fesleğencik, kendini korurken nasıl güzel bir koku saçtığını. Ya da biçilen çimenler gibi; biçilirken yaydıkları o muhteşem koku gibi… Bulunduğu yerden kopartılan nanenin kokusunun yoğunlaşması gibi…

İşte bu yüzden dokunmayı pek sevmem doğa parçacıklarına. Uzaktan seyretmeyi, o güzelliği beynime ve yüreğime çekmeyi severim.

Ama bencillik var ya serde. Severim Nisan yağmurlarını, kim bilir belki de benim yerime dokundukları için çiçeklere, yapraklara, toprağa…

Severim işte, mayısa taşınmış nisan yağmurlarını.

Her yıl, aylardan mayıs

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir