JAPONYA’DA AFET BİLİNCİ

Dr. Yeliz Teker -Dünya 1 Sitesi

Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) tarafından 2016 yılında Japonya’nın Kobe şehrinde düzenlenen “Okul Tabanlı Afet Risk Azaltma için Kapasite Geliştirme Eğitim Programı”na katılmak üzere görevlendirildim. Japonya özellikle afetler konusunda başarılı uygulamaları ile diğer ülkelere örnek bir ülke olarak bilinmektedir. Bu nedenle yazımda eğitim kapsamında edindiğim bilgi ve tecrübelerimi paylaşmak istiyorum.

1995 yılında meydana gelen Büyük Hanshin-Awaji depremi Japonya’da afet yönetim sisteminin gelişmesinde ve özellikle afet risk azaltma eğitiminin ön plana çıkmasında oldukça etkili olmuştur. Deprem sonrasında alınan dersler ışığında farklı eğitim programları geliştirilmiş olması özellikle toplumda afeti önlemeye yönelik olarak mahalle gönüllülerinden oluşan ve afetlere yerel müdahalenin en güzel örneği olan “Bokomi”lerin kurulması, okulların tahliye alanı olarak kullanılması, okullarda ve müzelerde afeti yaşamış kişilerin tecrübelerini gönüllü olarak paylaşması ve yeni nesile aktarması, afet risk azaltma çalışmalarının ve tatbikatlarının çok katılımlı olarak bireyleri, toplumları ve kurumları teşvik edecek şekilde düzenlenmesi beni derinden etkiledi. Program kapsamında yapılan saha ziyaretlerinde afet bölgesinde görülen hızlı iyileşme süreci toplumun afetlere karşı ne denli hazırlıklı olduğunu ve en önemlisi toplumda afet kültürünün oluştuğunu görmek gerçekten etkileyiciydi. Ayrıca, afetlerde yaşanılanların tekrarlanmaması için kurulan ve afet önleme konusunda çalışan kurumlara bir merkez olmanın yanı sıra interaktif eğitim materyallerinin ve afet kanıtlarının yer aldığı “Büyük Hanshin-Awaji Deprem Müzesi”nin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.

 Fotoğraf: Büyük Hanshin-Awaji Deprem Müzesi

Müzede gönüllü çalışan bir kişinin Müzenin çocuklar için hazırlanan eğitim bölümü  depremin büyüklüğüne göre verdiği hasarı uygulamalı olarak  göstermesi.

“Afet risk azaltma ve farkındalık okulda başlar”

Afetlerde yaşanan can ve mal kayıplarının büyük bir çoğunluğu ne yazık ki toplumların afetlere karşı nasıl hazırlanacağı ve afet anında ne yapması gerektiği konusunda yeterli bilgiye sahip olmamasından kaynaklanmaktadır. Kayıpların en aza indirilmesi için atılması gereken ilk adım bireylerin ve ailelerin afetlere karşı eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi olmalıdır.

 Fotoğraf: Bokomi ekibi (yerel afet gönüllüleri) ile birlikte Shinyo ilkokulunu ziyaret. Derste, öğrenciler deprem ve tsunami konusunda bildiklerini anlatmışlar ve ayrıca Bokomi ekip sorumlusu tarafından Büyük Hanshin Awaji depreminde yaşanılan gerçek bir olay öğrenciler ile paylaşılmıştır.

Eğitim, toplumda afet önleme kültürünün oluşması için önemli bir araçtır. Toplumsal farkındalığın artırılmasında afet risk azaltma faaliyetlerinin uygulanması oldukça etkili bir yöntemdir. Bu nedenle okullar, sürdürülebilir bir gelecek için toplumlarda afet risklerinin azaltılmasında hayati bir öneme sahiptir. Bu durumda, Japonya’da eğitim sisteminin gönüllüğü teşvik etmesi ve toplumda afet kültürünün oluşmasında oldukça önemli bir rolü olduğunu ve bu sistemin başarılı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Fotoğraf : Çevre temizliğinde gönüllülük
faaliyetler

Programın bir diğer özelliği de Japon kültürünü yakından tanıma imkanı sunmasıydı. Japon kültürüne dair duyduğum her şeyi yerinde gözlemlemek ve en önemlisi yaşamak beni oldukça heyecanlandırdı ve duygulandırdı. Japonya’da bulunmak benim için geçmişle günümüz arasında bir bağ kurmak gibiydi. Japonların çok çalışkan olmasını, her konuda büyük bir titizlikle çalışmasını, zamanlama konusuna verdikleri önemi, toplumsal düzenin ve çıkarların her şeyden önce geldiğini, toplum olarak saygılı ve yardımsever olduklarını hayatım boyunca hatırlayacağım ve keyifle anlatacağım.

Tüm bu yazdıklarıma ek olarak Japonya’yı dünyaya tanıtan daha birçok özelliğinin olduğunu da vurgulamak istiyorum. Bu özellikler arasında; yaşam felsefeleri bağlılık, cesaret, doğruluk, şefkat ve onur olan soylu asker veya savaşçılar olarak tanımlanan “samuray”lar, Japon güreşi olarak da bilinen geleneksel güreş sporu “sumo”, kişinin kendini bedensel ve zihinsel olarak eğitmesi ilkesi üzerine kurulu dövüş tekniği “karate”, kağıt katlama sanatı “origami”, yine tek bir kağıtta kesme işleminin de kullanıldığı kağıt katlama sanatı “kirigami”, geleneksel bir Japon kıyafeti olan “kimono” ve beni en çok etkileyen Japon kiraz çiçeği “sakura”yı sayabilirim. Japon kültüründe önemli bir yeri olan sakura, hem hayatın başlangıcını yani baharı müjdeler, hem de kaçınılmaz sonunu simgeler. Japonya’da baharın müjdecisi olmasına rağmen, daha solmadan en güzel halindeyken dallarından düşmesi sebebiyle edebiyatta ölüm ile yaşamın birlikteliğini ifade eder.Yazımı bu düşünceye uygun güzel bir cümle ile tamamlamak istiyorum.

Zıtlıklar yaşamın her anında birliktedir;

Siyah ile beyaz gibi, iyi ile kötü gibi, yaşam ile ölüm gibi..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir