FELSEFE TOPLULUĞU – DÜŞÜNME OYUNU

“Çocukların masumca soruları felsefenin, bilimin ve sanatın kaynağıdır.”    

Doğan Cüceloğlu

 Çiğdemim Derneği Felsefe Topluluğumuz “Düşünme Oyunu” başlığı altında yedi haftalık bir dizi etkinliği tamamlamış bulunuyor. Bu yıl çalışmalarımızı 9-10 yaş aralığında bulunan geleceğin düşünen gençleri ile gerçekleştirdik.

Düşünmek bir bilgiye ulaşmanın ilk adımıdır. Ama düşünme yetisi kendiliğinden gelişmez. O, işlenmesi gereken bir cevherdir. Araştırmacı, sorgulayıcı bir zihne sahip olmak bir bilgiye sahip olmaktan çok daha değerli ve önemlidir. Bu bilinçle biz de etkinliğimizi çocukların doğasında zaten var olan soru sorma, anlama, anlamlandırma,  kavramları ilişkilendirme,  karşılaştırma ve sonuç çıkarma gibi düşünme eylemlerini çeşitli oyunlarla yönlendirmek ve tartışmalarını sağlamak amacıyla hazırladık. 1970 li yıllarda başlayan, bugün tüm dünyada kabul gören “çocuklarla felsefe” çalışmalarını toplumsal kültürümüze uyarlayarak, yaş gruplarını da göz önüne almak koşuluyla kurguladığımız oyunlarla etkinliğimizi gerçekleştirdik.

Sonuçtan biz kendi adımıza mutlu olduk. Siz sayın velilerimizin de mutlu olduklarını, yararlı bulduklarını bilmek inancımızı pekiştirecektir. Özellikle sevgili yavrularımızın hoşlandıklarını ve yararlandıklarını umuyor ilginiz ve desteğiniz için teşekkür ediyoruz.

Oyunları yöneten, yönlendiren eğitimci komşumuz, Gökçen Özbek; kurgulayan ve uygulayan gönüllü eğitmenlerimiz; ODTÜ Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencileri Deniz  Koyuncu ve Zeliha Demirci’ye sonsuz teşekkürler.

Oyunlara kaynak kitaplar; B. Labbe ve M. Puech’in Çıtır Çıtır Felsefe dizisidir,

Topluluğumuzun  Üyeleri;

Fatih F. AKSOY, Gökçen  ÖZBEK, Mehmet H. ODABAŞI, Mübehher ÖZBEK, Nefise ÖKE, Sinan Kayalıgil.

Önümüzdeki yıl yeni felsefe etkinliğinde buluşmak umuduyla küçük kardeşlerimizi bekliyoruz. Felsefe Topluluğumuza katılmak isteyen komşularımızda bizimle iletişime geçerse çok seviniriz.

 

Nefise Öke

 

Ben Zeliha Demirci, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünde 3. Sınıf öğrencisiyim. Aynı zamanda Sosyoloji Bölümü’nde yandal yapmaktayım. Ben Deniz Koyuncu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe bölümü mezunu ve Okul Öncesi Öğretmenliği yüksek lisans öğrencisiyim. Biz, toplumun ve toplum değerlerinin çocuk için en önemli bileşenler olduğuna inanıyoruz.

Toplum derken tabii ki ebeveynleri, öğretmenleri, komşuları ve çocuğun bütün iletişim içerisinde olduğu ya da bir şekilde çocukla uzaktan bağlantısı olan kişileri kastediyoruz. Her ne kadar çocuk gelişimini, öğretmen ve ailenin şekillendirdiği düşünülse de, aslında çocuk, çevresinde olup biten her şeyi; kültürel, dini, etik ve felsefi değerlerin tümünü özümser. Asıl mesele çocuklara bu değerleri nasıl özümsemesi gerektiğini öğretebilmektir.  Biz, bu farkındalığın çocuklara kazandırılması şansını  Çiğdemim Derneği ve derneğimizin çok değerli hocaları Nefise Öke, Mehmet Hikmet Odabaşı, Fatih Fethi Aksoy, Mübehher Özbek, Sinan Kayalıgil ve Gökçen Özbek hocamız sayesinde yakaladık. İyi ki de yakalamışız! Bize burada ne yaptığımızı soran birçok kişi oldu. Onlara çocuklarla felsefe yapıyoruz dedik. ‘Çocuklarla felsefe yapmak’ nasıl oluyor dediklerinde ise onlara, çocuklara felsefecileri, felsefe tarihini öğretmek değil, birlikte tartışmak ve hayatı sorgulamaktır aslında diyoruz. İşte bu, aslında bizim etkinliğimizin köklerini oluşturan temel bakış açısı.

Her hafta 45 dakikalık zaman diliminde çocukların hayatını göz önünde bulundurarak nasıl daha nitelikli hale getirebiliriz diye düşünüyoruz ve bu düşünme oyununun içeriğini eğlenceli oyunlarla donatıyoruz. Bu da üstünde durmamız gereken çok güzel bir nokta aslında. Çünkü çocuklardan bazı şeyleri sadece düşünmesini istemek; hareket etmeden, gülmeden onu özgür bırakmadan sadece düşünmesini istemek ne kadar sağlıklı bir yöntem olabilir? Çocukları özgür bırakmalıyız, oyun ortamları yaratmalıyız ve bu oyunlarla aslında onların düşünmelerini, hayatı sorgulamalarını ve düşünceleri dile getirebilmelerini desteklemeliyiz. Biz etkinliğimiz boyunca aslında cevaplarını kendimizin de kestiremediği sorular sorduk çocuklara. Bu önemliydi bizim için çünkü felsefenin temelinde ezberci, kesin ve tek cevabı olan sorulardan ziyade açık uçlu, her kişiye göre değişebilen, çocukların yaratıcı düşünme ve problem çözmelerini destekleyici sorular sormak vardır. Bu noktada sizlerle çocuklarla aramızda geçen bazı felsefi diyalogları paylaşmak istiyoruz.

İlk hafta ‘iyi ve kötü’ hakkında çocuklarla sohbet ederken, çocuklara ütü çalmak nasıl bir davranıştır dedik. Bir çocuk dedi ki: ben ütüyü çalarım ama sonra ütüyü daha kullanışlı ve güzel hale getirip yerine koyarım dolayısıyla iyi bir şey yapmış olurum. Onun üzerine bir arkadaşı dedi ki: sen hem iyi hem kötü bir şey yapmış oluyorsun. Çünkü böylece müşteri daha iyi bir ürünü daha ucuz fiyata alacak ona iyilik yapmış olacaksın  ama satıcı da daha iyi bir ürünü daha ucuz fiyata sattığı için ona kötülük yapmış olacaksın. Bu aslında çocukların düşünmeye ne kadar da hazır olduğunu göstermiyor mu size de? Onlara yalnızca güzel ortamlar sağlayabilmemiz önemli olan. Yine bunun dışında, ‘demokrasi  ve diktatörlük’ üzerine konuşurken demokrasinin bir gereği olan oylama etkinliği sonrasında bazı çocuklar 2 oyun 1 oydan çok da fazla olmadığını ve 2 kişi dışında kimsenin temsilci olan kişiyi seçmediğini söylediler. Evet bu cümleleri henüz 9 yaşında olan çocuklar söyledi. Çoğunluk diktatörlüğü olarak adlandırdığımız olayı çocuklar ne kadar da açık bir dilde anlatmışlar bize öyle değil mi? Bir başka etkinlikte şu an büyük olsaydınız neler yapmak isterdiniz diye sorduğumuzda bir çocuk bütün arkadaşlarımı tatile götürmek isterdim dedi. Sizce de yeterince yaratıcı bir fikir değil mi?

Felsefe yapmanın bir diğer güzel yanı da çocukların bu özgün düşünceleri ortaya koyabilmeleri için onları cesaretlendirmek ve daha sonra da elbette onlardaki değişimi gördükçe mutlu olmaktır diye düşünüyoruz. Bu 2 durum oldukça heyecan  verici. ‘Çıtır Çıtır Felsefe’ kitaplarının yazarı Brigitte Labbe’nin çok sevdiğimiz bir sözüyle sözlerimizi noktalamak istiyoruz.

‘Aslında biliyoruz ki, tüm çocuklar filozoftur. Ama çok azı öyle kalır. Bizim sorumluluğumuz, bu hayran kalış halini kalıcı ve sürdürülebilir kılmaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir