CEYHUN ATUF KANSU 100 YAŞINDA

“Balım kız, sen çiçeği seversin. Dalım oğul sen de tepe bayır dolaşmayı seversin. Ankara’nın en güzel çiçeği nedir desem bilir misiniz? Bilemezsiniz. Neden ki yitip gitti o çiçek: Ankara çiğdemidir adı. Akı olur, moru olur, menekşe yapraklısı olur. Bir de sarısı olur ki, buna Ankara çiğdemi demişler. Ha dersen göremezsin. Şimdi İncesu boyları hep gecekondu. Eskiden oralarda vardı. Ama insan ayağı gelince, o da uzaklara Ankara’nın dağlarına çekildi. Onu bulmaya çok yürümek gerek, bir kayanın dibinde, mart karı eriyip gittiğinde, belki rastlarız ona: Kar altında uyanan bahar habercisidir o.”

Ankara çiğdemini Türkiye radyolarında yayımlanan “Anadolu Albümü” programında böyle anlatan

Ceyhun Atuf Kansu, bu yıl 100 yaşında. 7 Aralık 1919’da İstanbul Bostancı’da doğdu, 17 Mart 1978’de Ankara’da hayata gözlerini yumdu. Tıp doktoruydu, Turhal Şeker Fabrikası, Ankara Şeker Fabrikası ve Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü’nde görev yaptı. Atatürk’ü, Cumhuriyeti, insanları, çocukları, iki yaşında geldiği Ankara’yı çok sevdi. Şiir, deneme yazdı, radyo programları yaptı, ardında sevgi ve saygı yumağı bıraktı.

Yaşar Kemal, Ceyhun Atuf Kansu hakkında duygularını şöyle demişti:

“Ceyhun’u düşünürken çiçek açmış bir bahar dalı geliyor gözümün önüne. Pırıl pırıl alan dibi güneşli bir pınar suyu geliyor alkıma. Yeşil bir çayırda oynaşan terütaze bir tay geliyor gözümün önüne. Bir bağbozumu, bir şafak vakti yunmuş arınmış bir seher yeli yaylada kokulu, mavi çiçek açmış yarpuz alanı. İnceden yağan sessiz yağmur, bir düşün güzel umudu geliyor gözümün önüne. Ak sakallı bilge, ta eskilerden kalmış, bir elinde salt aydınlatan bir yayım seli geliyor gözlerimin önüne.”

1959 yılında kendisine yöneltilen “Niçin yazıyorsunuz?” sorusuna verdiği yanıt, Yaşar Kemal’in anlatımıyla nasıl da bütünleşiyor:

“Hayatın yasası gibi bir şey bu. Çam ağaçları kozalaklar verir. Doğanın bir düzeni. Benim de çiçeklerim, tohumlarım bunlar. Doğa beni yazmaya zorluyor. İlk önce kendim için yazıyorum, yaşamanın anlamı olduğu için. Sonra bir ulus için yazıyorum, yazmak görevimi derin bir toplum sevgisiyle tamamlıyorum.”

1942 yılının bahar başlangıcında yayımlanan “Geldi, Bahar Geldi Diye” şiiri doğanın şairi “yazmaya zorlamasının” kanıtlarından sadece biri: Seni sevgimle doldursam,  Çiğdemler gibi güldürsem, Dağlardan inip bildirsem, Geldi Bahar diye, Yurdu gezdi, ulusu için yazdı:

Tireboluda demirciler örse vursa, Akçaabat denizinde duyulur.
Çarşılarda bakır dövse bakırcılar Denizler kızarır gün batarken.
Bir kız peştamal dolasa beline, fındık dalı beline,
Köylüler konuşsa noter kapısı önünde, Bir terzi ceket dikse iğnesinin

türküsü  Duyulur Akçaabat denizinde.

1948 – 1959 yılları arasında Turhal Şeker Fabrikası Hastanesi’nde görev yaptı. “Bir gerçektir; sıtma, kötü beslenme, yaz ölümleri, köy çocuklarının ölüm tırpanı kızamık. Bu gerçeklerin defterini tutuyorum” diye anlattı yıllarda “Kızamuk Ağıdı” yazdı. 

  Ceyhun Atuf Kansu, Balım Kız, Dalım Oğul, TDK Yayını, 1971. İLK BASKI

Habersiz hepsi kızamıktan ve ölümden, Kirli yüzlerinde açan ölümden habersiz, Ve, düşmüş bir gül oluyorlar birden, Bebekler ölüyor, ölümden habersiz.

Atatürk için “yaptıklarıyla biten insan değildir o, yapacaklarıyla başlayan insandır. Türkiye’de her gün, gelen kuşaklar onu çözecekler ve yeniden başlatacaklardır” diye yazan ozan bu duygularını dizelere de yansıtmıştı:


Muzaffer İlhan Erdost’un objektifinden Ceyhun Atuf Kansu.  (Fotoğraf, Ceyhun Atuf Kansu Şiir Buluşması 10-11 Nisan 1999, Edebiyatçılar Derneği Yayınından alınmıştır.)

Yürüyor Samsun’dan yurdun bağrına
Halkın adımlarıyla ağır ve güzel
Yollarına bakan çiçek gözleri
Kızlarımın, mahzun analarımın

Dağ taş söyler ona halkın dilinden
Kurtulmak, uyanmak, özgür yaşamak
İnsanca, kardeşçe, dostça yaşamak
Bağımsız gökyüzü Türklere bayrak

Hâlâ yürüyor bak en önde, en genç
Gidecek el ele genç kuşaklarla
Son evine yurdun, son kalesine Uygarlık bayrağı çekilene dek.

O geleceğe umut dolu bakar ama gerçekleri de göz ardı etmezdi:

“Cumhuriyetin en önemli sorunlarından biri lâiklik sorunudur. Devlet ve toplum tam laik bir temele oturtulmadıkça, devrimin yöneltildiği toplumsal değişimler gerçekleşemez. Lâiklik, Türkiye’nin akla açıkmış penceresidir. Toplumsal değişimlerin düğümünü akıl çözer.”

Aklımızı kullanma becerisinden yoksun kalmamak umuduyla.

MERAKLISINA NOT: Ceyhun Atuf Kansu’nun 100. doğum yılı etkinlerinin Ankara bölümü, 15 Mart saat 13.30-17.30 arasında Türk Tabipleri Birliği’ndeki toplantıyla başlayacak.  28 Mart Perşembe günü Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Kansu’nun şiirlerinden esinlenerek yapılmış resim ve yontular sergisi açılacak, saat 19.00’da da. Besteciler, Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği Derneği ile Ceyhun Atuf Kansu ailesinin birlikte düzenlediği, Kansu’nun şiirlerinden bestelenmiş şarkı yarışması final konseri gerçekleştirilecek.

Kaynaklar: Ceyhun Atuf Kansu Tüm Şiirleri, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Ceyhun Atuf Kansu Şiir Buluşması 10-11 Nisan 1999, Edebiyatçılar Derneği Yayını.  

Ceyhun Atuf Kansu, Balım Kız, Dalım Oğul, TDK Yayını, 1971.  Ceyhun Atuf Kansu, Atatürkçü Olmak, Varlık Yayınları, 1971. 

Vecdi Seviğ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir