BİZİM MAHALLE

Elvan Akbay – Çamlık Sitesi

Ben Çiğdem gibi bir mahallede yeşerdim, çocukluğumun Ankara’sında ve geçenlerde, birdenbire o günlere dönüp Vita kutusunda begonya olmak istedim, çocuk Elvan’ın mahallesinde. Begonya olup da balkonun bir köşesinde duran Vita kutusunun içinden geçmişi yeniden yaşamak istedim.

Sonra da kendi kendime dedim ki, “geçmişe dönmeye gerek yok, çok şanslıyım ben, çünkü bu mahalle kültürünü hâlâ yaşıyorum, dönüştürülerek yok edilmeye çalışılan Çiğdem’de”… Bir zamanların Elvan’ı, şimdilerde Çiğdem Mahallesi’nde Deniz olmuş, Doruk olmuş, Aslı olmuş, Can olmuş; geliyorlar kapıma, bir bardak su içmek, tuvalete girmek, karınlarını doyurmak için. “Annem evde yok, size geldim”, “Bana sütlü kahve yapar mısın?”, “Sizde ne yemek var?” ya da sadece “Seni ziyarete geldim.” diyebiliyorlar hâlâ, bu mahallenin sokak aralarında. Param olmadığında bakkalın defterine yazdırabiliyorum. Evet, marketler değil, bakkallar var bizim mahallede. Her ne kadar bazıları modaya uyup dükkânlarına market deseler de, nitelikleri ve zihinlerimizdeki yerleri gereği onlara bakkal demeye devam ediyoruz. En azından ben böyle demekten büyük mutluluk duyuyorum. Kırtasiyeye uğradığımda “Bir çay içmeden bırakmam.” diyen esnaf komşularımız var bizim, ya da oğlum küçükken okul çıkışında arkadaşlarıyla beraber gittiği mahalle lokantasında neler yediğini takip eden ve beni gördüğünde “Senin oğlan dün çok az yemek yedi, haberin olsun.” diyen bir mantıcı teyzesi var. Vosvosum arıza yaptığında 4×4’ünden inip, arabamı itmeme yardım eden güzel yüreklerle bir arada yaşıyorum. Karşı evde oturan komşum “Dün akşam ışığın yanmıyordu. Merak ettim, iyi misin?” diye sorabiliyor, sadece ve sadece endişelendiği için. Sabahları cıvıl cıvıl bir “Günaydın”ı esirgemiyoruz birbirimizden. Bir tane soğan, iki havuç, bir fincan toz deterjan isteyebiliyoruz karşı kapıdan. Mahalle derneğimiz Çiğdemim’deki bir kursta, örgü örerken klasik müzik dinleyip bir yandan da çevremizi kuşatmış okyanus yürekli komşuarkadaş-dostlarla ülkenin durumunu tartışabiliyoruz. Kuş cıvıltılarına, yeşilin kokusuna, dost kahkahalara ulaşmak en fazla beş adımımızı alıyor burada. Bazen kuş seslerinin gürültüsünden şikâyet edecek kadar şımarıyoruz. Ve daha çok şey yapabiliyoruz burada, bu mahallede… Pek çok şey…

Korkuyorum, acıyorum, yüreğim kanıyor bugünlerde değerlerim bir bir yok ediliyor diye, ama yine de sımsıkı sarılıyorum umutlarıma, çünkü Doruklar, Aslılar, Zeynepler, Rüzgârlar yeşeriyor bu mahallede, koskoca çınarlara dönüşmek üzere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir