BİR  SEMT  KÜTÜPHANESİ  NASIL  OLMALI?

Türkiye’de  semt/mahalle  kütüphaneleri  azdır,  Kültür Bakanlığının var, onların ise sayıları giderek azalmaktadır. 2000 civarından 1200’lere indi.  STÖ’lerin  (sivil toplum örgütleri)  kurduğu, yönettiği semt kitaplığı  ise yok denecek düzeydedir. Çiğdemim Derneğinin halk kütüphanesinin benzerlerinin başka semtler ve illerde de artması dileğiyle, “bir semt kütüphanesi nasıl olmalı”  konusunu tartışmak istiyorum.  Tartışmayı  iki kütüphane anlayışı üzerinden yapmak isterim: “Halk  Kütüphanesi” (HK)    ve  “Halk Eğitimi  Kütüphanesi” (HEK).

  1.  1.HEK,  halka  öncülük eder, onu eğitir, geliştirir, yol göstericilik yapar.  Nitelikli evrensel-ulusal kültürü benimsetir. HK  ise, popüler-kitle kültürünün ardından sürüklenebilir, öncülük yapayım derken, artçılığa sürüklenebilir.
  1. HEK, yalnızca nitelikli yapıtları rafa koyar. Yalnızca  birinci sınıf düşün-yazın kitaplarını koyar seçicidir.  HK  ise  neredeyse her kitabı rafa koyar, ikinci ve üçüncü sınıf kitapları da koyar.
  1. HEK, 1. Sınıf yapıtları kitaplığa koyarken  iyi yapıtların  da  okuma alışkanlığı yaptığını, daha iyi yaptığını, halkın iyi yapıtları okumak isteyeceğini bilir. HK  ise  “her şeyi istiyorlar, sıradan hatta kötü kitaplar da okuma alışkanlığı yapar”  diye değerlendirir. Oysa  HK, bu yaklaşımla  bireyci, üstün insancı, metafizik, boş hayalci, kof bir kültürün yayılmasına katkıda bulunmuş olabilir.
  1. Semt kütüphaneleri “araştırma kütüphanesi”  olamaz. Bunun için, kitaplıkta,  ilgili alandaki  kitap sayısının   çok yüksek olması gerekir. Bu görev  kamu ve özel  uzmanlık kurumlarının, üniversiteler, fakülteler, genel müdürlükler, enstitüler  gibi kurumların işi olabilir. Araştırma kütüphanesi olabilmek için  yalnızca bir uzmanlık alanında bile 50 binden az kitap sayısı yetersiz kalır, sanırım. O nedenle, karma kitaplıklar olan  semt kütüphaneleri,  “her kitabı rafa koyarak bir araştırma kitaplığı işlevi de göreyim”  derse savrulmuş olur. Özellikle Ankara gibi büyük kentlerde bu işlevi görecek çok sayıda kütüphane –Milli Kütüphane ve TBMM başta olmak üzere-   bulunmaktadır. Bir araştırmacı, çalışması için semt kütüphanelerine bakmaz.
  1. HEK, yetişkin ve çocuk yazınında 1. Sınıf, toplumsal, tarihsel, çağdaş, bilim-kurgu vb. bireyin ufkunu, yaşamını, bilincini, iç dünyasını, sanatsal tad alma duyusunu geliştiren seçkin yapıtları önerir. HK ise, 2. Ve 3. sınıf   korku, vampir, polisiye, erotik, fantastik, tarihsel, milliyetçi, dinsel vb olanlara açıktır. Bu türlerde  amaç yazın değeri değil, ticarettir, paradır. Geceleri çoğu TV kanalında izlediğimiz  düşük nitelikli, tiçari  filmlerin bir kısmı saydığım bu tür romanlardan uyarlama filmlerdir. Bunlar izlenebilir bulunursa, o kitaplar da okunabilir olarak nitelendirilebilir, ama HEK bunlardan uzak durmalıdır herhalde. Örnek  olarak  “kişisel  gelişim”  alanını verebilirim. Bu alanda yayınlanan  kitap sayısı  binleri bulmaktadır. Çok az sayıda uzmanın yazdığı kitaplar dışında, kişisel gelişim kitapları, “kişisel sömürüm”den  başka bir şey olmayan, yüz civarında  “parlak  söz”ün sündürülmüş, süslenmiş anlatımından başka bir şey değildir (içinizdeki enerjiyi keşfedin vb sözler). Bir kısmı çok kişinin oturup bir haftada yazabileceği türden “hafif”  sözde kitaplardır. İyi uzmanların bile, para kazanabilmek için hafif  kitaplar yazma yoluna gittiğini çokça görüyoruz.  Acaba kültür ve yetişme düzeyimizden kuşku duyduğumuzdan, özgüvenimizin eksik olduğundan mı bu tür sözde kitaplara yöneliş var?
  1. Her iki kütüphane anlayışında da, elbette  ırkçılık, ayrımcılık, nefret, bağnazlık  içeren kitaplar hiçbir koşulda rafa konmaz. Bu ölçütlere ek olarak  seçicilik  genişletilebilir: Parapsikoloji, reenkarnasyon, astroloji, fal, sahte bilim, sahte tarihçilik  gibi.
  1. Günümüzde yetişkinlerin kitap okuması “TV dizisi izleme”  gibi  çoğunlukla, “düşük nitelikli kitapları okuma alışkanlığı”  görüntüsü  sergilemektedir. Kültür düzeyinin düşüklüğü bunda bir neden olmakla birlikte, popüler-kitle kültürünün peşinden sürüklenme de önemli bir nedendir. Burada  HEK anlayışında bir kütüphane önderliği  ortaya çıkmalıdır. Bu nedenle  çocukların        eğitimi ve onlara okumada öncülük yapmak daha önemli bir görev olarak  durmaktadır. HEK’in işlevlerinden biri de , 5. Maddenin ışığında budur.
  1. Kütüphanenin yürütülmesi görevini üstlenenlerin, bu alana uygun seçilmesi, HEK’in işlevini yapabilmesi için zorunludur.
  1. Kütüphanenin birbirinden bağımsız çok odalı bir yer değil, tek bir büyük salonda hizmet vermesi birçok açıdan önemlidir: Okura yardımcı olabilme, kolay bulabilme, kitap çalınmasını önleme vb.

 

Cemil Turan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir