AZ ÇOKTUR

Teknolojik ilerledi. Yaşam hızımız arttı.  Ve tüketim alışkanlıklarımız değişti.

Daha çok tüketiyor, daha çok çalışıyoruz. Çok tüketiyoruz, ama nedenini bile bilmeden. Bize sunulan her şey artık çok daha fazla, ama daha mutlu değiliz. Oysaki biz mutlu olmak için yaşıyoruz.

‘Gerçekten neye ihtiyacım var?’ sorusunu sormaya başladığımızda yaşamımızı yeniden sorgulamaya başlıyoruz.

Bu soruyu soran birkaç kişi…

Psikolog Beyhan Budak, “her şey önce kendimde sonra birçok insanda gitgide artan alışveriş tutkusunu fark ettiğimde başladı” diyor… “Çok fazla alıyorduk; gerektikçe, gerekmedikçe, mutlu olunca, mutsuz olunca. Yaşadığımız her duygu satın almak için bir mazeret oluşturuyordu. Aslında bu bir tesadüf değil. Neredeyse bütün pazarlama taktikleri, duygularımız üzerine oynuyor.

Gerçekte ihtiyaç olmadığı halde alınan her eşya, normalde doğal yollardan birazcık zorlanarak da olsa çözülebilecek sorunları çözmemize engel olur. Bize kısa süreli ve geçici çözümler sunuyor.”

Bir başka isim Selma Hekim, Boğaziçi Üniversitesi’nde çalışıyor, aynı zamanda bir sanatçı.  Aralık 2015 – 2016 arasında gıda ve ilaç gibi temel gereksinimlerinin dışında sadece beş ürün satın almış. 

Tüketime dayalı düzene karşı hiçbir şey satın almamaya karar veren Selma Hekim gerekçelerini şöyle açıklıyor: “Almama kararım aslında bir sürecin sonucu. Etrafımdaki binaların, AVM’lerin, reklamların, ürünlerin, eşyaların, trendlerin yarattığı korkunç fazlalıklar dünyası ve tüketerek bu dünyanın tuğlalarını bizim oluşturduğumuzun farkına varmam en önemli neden. Ben aldıkça 3. köprü, HES ler, alışveriş merkezleri yapılıyordu ve almaya devam ettikçe bunların yapılmasına itiraz etmem samimiyetsizleşiyordu. Ayrıca satın almak ihtiyaçtan çok bir tür kısa süreli psikolojik tatmin yaratıyordu ve sonrasında daha mutsuz hissediyordum. Bir yıl hiç bir şey almamak ani bir karadı ve kararımdan dönmemek için hemen bunu çevreme açıkladım.”

Satın alınan hiçbir şeyin insanın içindeki boşluğu doldurmayacağını vurgulayan Hekim, şöyle devam ediyor: “O boşluk ne kadar büyükse o kadar çok almak istiyorsunuz ama satın aldığınızda o sizi sadece birkaç saat mutlu ediyor tekrar boşlukla baş başa kalıyorsunuz. İnsanı mutlu eden şey mal değil, deneyim biriktirmek; iç huzuruyla yaşamın tadına vararak yaşamak. Ayrıca şunu da gözlerinden kaçırıyorlar, bu dünyanın kaynakları sonsuz değil ve bizim tüketimimizin bedelini gelecek nesiller ödeyecek.”

San Diego”da yaşayan evli, bir çocuk babası Dave Michael Bruno da tüketimin mutsuz kıldığı kişilerden. Bir yazılım uzmanı olan ve online pazarlama şirketinde çalışan Bruno, insanın kendi tüketimci doğasıyla başa çıkma çabalarını anlatan “The 100 Thing Challenge” kitabının yazarı. Bruno  “Sorumsuz tüketimciliğe son vermek ekonomik açıdan güvenceli bir yaşam tarzının başlangıcıdır.” diyor.  Bruno bir yıl boyunca kendi belirlediği 100 eşyayla yaşayarak başka bir şeye gerçekten ihtiyacı olup olmadığını sınamak istemiş. 2008’in başından 2009’un sonuna dek sürdürmüş bu uygulamasını. Sonunda, mutlu ve iyi bir hayat için 100 eşya bile fazla olduğuna karar vermiş. Öyle ki, yanına aldığı 100 eşyanın hepsine gerçekten ihtiyaç duymamış kullanmamış.

Ailesine, çevresindekilere ve kendisini izleyen yüz binlerce kişiye cesaret veren Bruno ’100 Things Challenge’ (100 Eşyayla Yaşamak) projesi pek çok insana ilham kaynağı oldu ve geniş bir kitle bu fikri hayata geçirmeye başladı. İnsanları, sade bir hayatın da mutluluk getirebileceği fikrine alıştırdı.

Son söz Nietzsche’den, “Az şeye sahip olanın köleliği de az olur, yaşasın asil yoksulluğum.”

Zuhal Yüksel

Bu yazı hazırlanırken Psikolog Beyhan Budak’ın “Az Çoktur: Daha Az Eşya Daha Fazla Hayat”  (http://www.beyhanbudak.com.tr)  ve Selma Hekim’in http://almadim.blogspot.com.tr/ adresindeki yazılarından alıntılar yapılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir