ATATÜRK’ÜN BAŞLATTIĞI AYDINLANMA SÜRECİ VE DEVRİMLERE II. DÜNYA SAVAŞININ ETKİLERİ

Filiz DOĞANAY-Çamlık Sitesi

II. Dünya savaşının başladığı 1940 yılında Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun 17. yılında idi. Toplum bin yıllık geleneksel kültürünü sürdürüyordu. Nüfusun %80’i kırsal alanda yaşıyordu. Aydınlanma yeniliklerinden çok az yararlanmıştı. Subay aileleri, memurlar, kentli tüccarlar, eşraf aileleri değişimi izleyebiliyorlardı. Aydınlanma henüz kitlelere ulaştırılamamıştı.

Bu döneme kadar 1923’te güçlükle kazanılmış zaferi korumaya yönelik bir dış siyaset izlenmişti. Savaş sırasında tarafsız kalma ve yeni cumhuriyeti ülke sınırlarına dayanan savaşa sokmamak için çok önemli uğraşlar verilmiştir. Ancak Cumhuriyetin kurulduğu dönemde iyi dostluk ilişkilerinin kurulduğu Sovyetler Birliği’nin savaştan galip çıkmasından sonra 20. yılı dolan dostluk anlaşmasının yenilenmesi sürecinde Sovyetler Birliği ile Türkiye Cumhuriyetinin İstanbul ve Çanakkale boğazlarının ortak bir üs ile kontrolünü istemesi Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve hükümet tarafından kabul edilmeyince ilişkiler kesilmiştir.

Sovyetler Birliği’nin Balkan ülkelerindeki yayılmacı politikası ve ideolojik baskıları, Cumhuriyetin kurucularına ülke güvenliğinin tehlikeye girebileceğini düşündürmüştür. Bu nedenle Türkiye Hükümeti, ABD’nin savaştan çok büyük zararlar gören Avrupa ülkeleri ve Yunanistan ile Türkiye için geliştirdiği askeri, mali ve sosyal yardım programlarının uygulanmasını kabul etmek zorunda kalmıştır.

Bu uygulamalardan Truman Doktrini komünizm karşıtı rejimleri korumayı amaçlayan askeri ve iktisadi yardımları içeriyordu. Avrupa ülkelerinin onarımı yönelik olarak büyük ölçekli mali yardım programları da Marshall yardımı ile uygulamaya konulacaktı. Bu durum ülkede II. Dünya Savaşı sonrasındaki ekonomik ve sosyal değişimin kökleri olmuştur. Ayrıca Atatürk ilkelerinin dış ilişkilerdeki tarafsızlık siyasetinden ayrılışın da göstergesidir.

1923-1938 yılları arasında, sanayi temelli ulusal bir ekonomi yaratılmıştı. Devletçilik ekonomi politikası ve Kemalizmin dayanağı idi. İlk beş yıllık plan doğrultusunda iki büyük holding kuruldu; Sümerbank ve Etibank. demir çelik, şeker, tekstil, gıda fabrikaları kurulmaya başlandı. Marshall Planı ülkede modernleşme hareketinin tarımdan başlanmasını öngörüyordu. Devletçe denetlenen ekonomiden serbest pazar ekonomisine geçildi. Plan doğrultusunda ABD’den gelen traktör sayısı dört yılda 1.750’den 30.000’e ulaştı. Ekili alanlar çok genişledi.

ABD’nin özendirmesi teknik ve mali destekle 1948 yılında başlatılan kara yolu yapımı 10 yılda yaklaşık 7 bin km’ye ulaştı ayrıca otobüs ve kamyon ithalatı da her geçen yıl arttı.

Kemalist aydınlanmanın ve modernleşme programının en önemli parçası olan demiryolları yapımı tamamen durmuştu.

1935 yılında erkek nüfusunun %23’ü, kadınların %8’i okuryazardı. 1940 yılında açılmaya başlayan köy enstitüleri 1948 yılında 21’e ulaşmıştı. 80 bin civarındaki kırsal yerleşmelerin çok azında okul vardı. 1930 yılında Atatürk Anadolu’da çağdaş yaşama uyum amacıyla Halkevleri ve Halkodalarının yapılmasını sağlamıştı. Süreç içinde 478 Halkevi, 4.322 Halkodası aydınlanmayı taşraya yayan merkezler olmuştu.

1947 yılından itibaren artan abartılı komünizm korkusu ceza kanununa 141-142 nolu maddeler konularak propagandalara ağır ceza hükümleri getirmişti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinden profesörler ayrılmaya zorlanmış, Nazım Hikmet’in şiirleri yasaklanmıştır. Süreç devam ederken 1951 yılında Halkevleri ve Odaları kapatılmış, 1954 yılında Köy Enstitüleri klasik öğretmen okullarına dönüştürülmüştü (Bu tarihte Köy Enstitüsü mezunu 25 bin öğretmen yetişmişti.) Böylece Türk aydınlanmasına bir darbe daha indirilmişti.

Tarımdaki hızlı makineleşme ve karayollarının gelişmesi 10 yıl içinde 1 milyona yakın nüfusun tarımdan koparak büyük kentlere yerleşmesine yol açmıştır.

Farklı kültürel değerlere sahip, aydınlanma devimlerini henüz öğrenmemiş olan bu kitlelerin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamaya hazır olmayan kentlerde kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalmışlardı.

Kaynaklar:
Prof. Dr. Sina AKŞİN- Kısa Türkiye Tarihi, 2007
Prof. Dr. Erik Jan Zürcher- Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, 1995

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir