ATATÜRK ANKARA YOLUNDA-3 ERZURUM KONGRESİ

Vecdi Seviğ – Gökkuşağı Sitesi

Mustafa Kemal, 27 Haziran’da Sivas’a gelmişti. Bir gece kaldığı kentten Erzurum’a hareket etti. Atatürk’ün Nutuk’ta, “Bir haftalık yorucu bir otomobil yolculuğundan sonra 3 Temmuz 1919 günü halkın ve askerin içten gelen samimi gösterileri arasında Erzurum’a varıldı” diyerek özetlediği günler başladı.

İlk geceyi Refahiye’de geçirdiler. İkinci gün Fırat nehri yakınından geçen yol üzerine düşen kayayı şoför Mehmet, yaver Cevat Abbas ve heyete Amasya’da katılmış olan İbrahim Süreyya bey, otomobillerinin bagajından ayırmadıkları kazmayla kenara çekerek yola devam ettiler. Geceyi henüz karların tam erimediği bu bölgede geçirdiler.

Kafile 1 Temmuz’da Erzincan’a ulaştığında Mustafa Kemal, Saray Mabeyn Başkâtipliğinden gelen ve kendisinden iki aylık bir hava değişimine ayrılıp dinlenmesi ve müfettişlik görevini bırakmasını isteyen telgrafı buldu, kentte bir gece kalındıktan sonra yola devam edildi.

Son konaklama Tercan’da yapıldı 3 Temmuz 1919’da Erzurum’a gelen kafileyi Kâzım [Karabekir] Paşa karşıladı, kucaklaşıp öpüştüler. Karşılama sırasında Kâzım Paşa’nın yanında bulunan, Bitlis valiliğinden istifa ederek mücadeleye katılma kararı aldığı için İstanbul hükümetince hakkında yakalama kararı çıkarılan Mazhar Müfit [Kansu] bey, o günü şöyle anlatıyor:

“Hemen yolun kenarına dizildik. Kâzım Karabekir Paşa ve ben yanyana bulunuyorduk. Otomobil tam önümüzde durdu. Mustafa Kemal Paşa, sanki uzun bir seyahatten değil de, kısa bir geziden geliyormuşçasına çâlâk [atik] ve çevik otomobilinden indi. … Önce Kâzım Karabekir Paşa ile kucaklaştı ve öpüştü.”

Erzurum Kongresi hazırlıkları sürerken, Mustafa Kemal, 8 Temmuz akşam saatlerinde İstanbul ile bir telgraf görüşmesi yaptı. Ayrıntıları Nutuk’tan, bugünün Türkçesiyle aktaralım:

“8/9 Temmuz 1919 gecesi, sarayla açılan bir telgraf başı görüşmesi sırasında, birdenbire perde kapandı ve 8 Haziran’dan, 8 Temmuz’a kadar bir aydır süre gelen oyun sona erdi. İstanbul o dakikada benim resmi görevime son vermiş oldu. Ben de aynı dakikada 8/9 Temmuz gecesi saat 22.50’de Harbiye Nazırlığı’na, saat 23.00’te de Padişaha, resmi görevimle birlikte askerlikten de ayrıldığımı bildiren telgrafı çektim.”

Erzurum Kongresi 23 Temmuz Çarşamba günü 56 delegenin katılımıyla başladı ve 7 Ağustos’a kadar sürdü. Kongre’ye katılanların 19’u toprak sahibi, 15’i idaresi, 13’ü din adamı, 11’i asker, 9’u tüccar, 7’si eğitimci, 7’si hukukçu, 7’si gazeteci idi. Kongrede sağlık mesleğinden 1 ve teknik eleman olarak da 1 kişi vardı.

Mustafa Kemal Paşa kongre başkanlığına seçildi ve yaptığı konuşmada Anadolu’ya yakın bölgelerdeki genel duruma değindikten sonra, “”Kuvvetini milli iradeden alacak bir hükümetin teşkilini ve mukadderatına hâkim bir milli iradenin ise ancak Anadolu’dan çıkabileceğini’ söyledi. Bu görüşlerini, Erzurum’a geldiği ilk günlerde, Erzurum Kale Muhafızlığına ait küçük bir binada yapılan hazırlık toplantısında da gündeme getirmişti.

İstanbul şaşkındı. Dahiliye Nazırı Adil imzasıyla gönderilen telgrafta, “Mustafa Kemal ve Rauf [Orbay] Beylerin hükümetin tebliğlerine aykırı tahrik ve teşviklerine devam etmekte oldukları, imzaları altında yayımladıkları beyannamelerle ortaya çıkmıştır” deniliyor ve “adı geçenlerin hemen yakalanarak İstanbul’a bildirilmesi” isteniyordu. Ancak, telgraf Erzurum’a değil Sivas valiliğine gönderilmişti. Bu telgrafı aynı adrese gönderilen bir diğeri izledi: “Mustafa Kemal ve Rauf Beylerin orada bulundukları halde, hemen yakalanarak muhafızlarla birlikte İstanbul’a gönderilmeleri lüzumu tekrar edilir.”

Vali Mehmet Reşit Paşa bu olayı hatıralarında şöyle değerlendirecekti:

“İşte bir kafa ki ham armuttan farksız, işte bir nâzır ki, Nahiye Müdürlüğü yapmaktan aciz. Eğer böyle olmasa Erzurum’da mükellef, muhteşem ve mutantan bir kongre toplamış ve onun başında geçerek Türk vatanının kurtarılması çarelerini müzakere ettirmekte olan Mustafa Kemal Paşa ile O’na refakat eden Bahriyeli Rauf Bey’in tutuklanmasını Sivas Valisi’ne emretmez ve bu emri akla yakın göstermek hayaliyle idare felsefesinden dem vurmaya kalkmazdı.”

Mustafa Kemal ve beraberindekiler, Erzurum’da birbirine yakın iki evde kalıyorlardı. Mazhar Müfit bey anılarında İbrahim Süreyya bey ile yazışmalarla görevli kişilerin kaldığı evden şöyle söz ediyor:

“İlk katta kapısı methale {girişe] açılan odada nereden ve kimden kaldığı belli olmayan bir piyano vardı. Arada sırada bu piyanoyu ben çalar, Cevat Abbas ve Muzaffer beyler de haif tertip şarkı okurlar ve bazen de bu konserimize (!) Paşa da iştirak ederdi:

Mâni oluyor halimi takrire hicabım Üzme yetişir, üzme firakınla harabım

şarkısını sevdiği diğer şarkılarla bir arada söyler ve hemen her seferinde ‘Vardar Ovası’nı da söylemeyi ihmal etmezdi.

Temmuz ayının son günlerinde, kongre, ABD’ye Cumhurbaşkanı Wilson’a çekilecek telgrafın hazırlıklarıyla meşguldü.

Mustafa Kemal Kurtuluş yolunda ilerliyordu…

5 Temmuz 1919, Erzurum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir