11 EKİM DÜNYA KIZ ÇOCUKLARI GÜNÜ

Kız çocuklarının insan haklarından eşit yaralanmalarını sağlamak amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 10 Aralık 2012 yılından itibaren her yıl 11 Ekim “Dünya Kız Çocukları Günü” olarak ilan edilmiştir.

Bu Karar Türkiye, Kanada ve Peru’nun önerileri ile alınmış olup, kız çocuklarının kendilerini etkileyecek kararların alınmasına katılım açısından desteklenmesinin, güçlendirilmesinin, onlara yatırım yapılmasının önemli olduğunu, ayrıca bunun başarılmasının kız çocuklarına karşı ayrımcılık ve şiddeti önleyeceği, onların insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yaralanmalarını sağlayacağı, belirtilmiştir. Ayrıca bu kararda, kız çocuklarının güçlendirilmesinde aileler ve toplumlara büyük rol düştüğü de vurgulanmaktadır.

Kız çocuklarının sorunlarına ilişkin konuları görünür kılmayı ve farkındalık yaratmayı amaçlayan “Kız Çocukları Günü” üç yıldır Türkiye’nin bazı büyük kentlerinde yapılan toplantılarla da kutlanmaktadır.

Ülkemizde insani bir gelişme ve sürdürülebilir bir kalkınma için kızların ve kadınların insan haklarından eşit olarak yararlanmasına ilişkin konular yasalarla belirlenmiştir.

Ancak, Türkiye’ nin cinsiyet eşitsizliği sıralamasında 145 ülke arasında 130.sırada yer aldığı görülmektedir. Bu gösterge değerlendirildiğinde, ülkede kız çocuklarının haklarına ilişkin uygulamalarının gerçekçi ve yeterli olmadığı düşünülür.

Ülke nüfusunun 7 milyonunun okuma yazma bilmediği, bunun %75’inin kız çocukları ve kadınların olduğu bilinmektedir. Okullaşma oranları bölgelere göre farklılık göstermekte olup, kız çocuklarında %80.6, erkek çocuklarında %93.9 dur. Ayrıca kız çocuklarının %40’ı okullarını erken bırakmaktadır.

Yapılan araştırmaya göre; Kız öğrenciler okumada, erkek öğrencilere göre 25 puan ileride, matematikte ise 7 puan geridedir. Fen bilgilerinde ise, erkek ve kız çocukları aynı performansı göstermektedir.

UNESCO verilerine göre:Dünya genelindeki çocuk gelin sayısı 700 Milyondur. Türkiye’de 10-11-12-13-14-15-16 yaşlarında evlendirilen kız çocuklarının sayısı (H.Ü. saha araştırması) 3 milyon civarında olduğu var sayılmaktadır.

Kısır döngüye dönüşmüş olan bu gelenekle, anneler de erken yaşta evlendikleri için, kız çocuğunun erken evlenmesinin sakıncalarının farkında olamıyorlar. Erken evlenmenin getirdiği çok çocukluluk da kız çocuklarının erken evlenerek, evden ayrılmasını gerektiriyor.

Annelik bilincinde olmayan kız çocuklarının büyüteceği çocukların durumları da önemli bir toplumsa olgu konumundadır.

Kız çocuklarının tecavüz, taciz ve ensest olaylarından korunmaları konusunda, insani haklar bağlamında değerlendirilmesi önemlidir.

Ülkemizde son yıllarda artan ve özellikle okul, cami gibi kamu kurumlarında görülen bu olaylar, toplumsal bir diğer önemli sorun olarak yaşanmaktadır.

Söz konusu soruların da tartışıldığı kız çocukları ve kadınların ekonomik, sosyal ve fen bilimleri alanlarında güçlenmesinin vurgulandığı, “Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlara 21. YY’ın Toplumsal Değişim Aktörleri” başlıklı 10-11 Ekim 2017 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen konferansta; Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliği, kız çocukları ve kadınların güçlendirilmesi gibi karalar alınmıştır.

Ayrıca, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen 70’e yakın öğrenci ile düzenlenen çalıştayda, farklı bölgelerdeki kızların eğitim hakkından eşit faydalanması ve erken yaşta evlendirilmelerine engel olunması için gereken önlemler tartışılmıştır.

Filiz Doğanay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir